|
Dalış
ve fotoğraf çekmek… İkisi de başlı başına eylemler gibi görünse de
sualtında fotoğraf çekmek, sporu ve sanatı iç içe yapmak anlamına
geliyor. Günümüzdeki teknolojik gelişimler fotoğrafın kalitesini ortaya
koymakla birlikte, su altı fotoğrafçılığı ile uğraşanlara da çeşitli
sorumluluklar yüklemekte. Bunlardan en önemlisi de farklı bir ortamda
kullanılacak olan fotoğraf makinesi ve donanımlarının muhafazası
gelmektedir. Hangi seviyede dalıcı olursak olalım, sualtında fotoğraf
çekmek cesaret kırıcı ve uğraştırıcı gibi gözükebilir. Ancak doğru
donanım seçimi ve kullanımı sonucunda oldukça iyi sonuçlar alabilmeniz
mümkün olacaktır. Bu bilgiler ışığında su altı fotoğrafçılığının kısa
tarihçesi ve gelişimi, geçmişten günümüze kullanılan donanımlar,
sualtında ışığın önemi ve çekim teknikleri hakkında bilgiler vermeye
çalışacağım.
Su altı Fotoğrafçılığının Tarihçesi
19.
yüzyılın ortalarında su altında fotoğraf çekim denemelerine çeşitli
problemlere rağmen devam edildi. 1856 yılında William Thompson,
İngiltere’nin güneyindeki Wey boğazında bulunan ve yüzeyden 6 metre (20
feet) derinlikteki yıkılmış köprüyü karanlık bir şekilde fotoğrafladı.
1875 yılında Eadweard Muybridge sualtında çeşitli çekim denemeleri
yaptı. Bu işlemler 1890 yılının başlarında Louis Boutan tarafından
geliştirilmeye çalışıldı. 1893 - 1899 yılları arasında doğal ve yapay
ışık kullanılarak başarılı fotoğraflar çekildi. Louis Boutan, 1899
yılında bir gece dalışı gerçekleştirerek, 50 metre (164 feet) derinlik
limitlerinde güç bataryaları, kavisli lamba ve su geçirmez kap
kullanarak sualtındaki bitki örtüsünü görüntülemeyi başardı. 1926
yılında W. H. Longley ve National Geographic fotoğrafçılarından Charles
Martin su altında renksiz fotoğraflar çekerek bu fotoğrafları 1927
yılının Ocak ayında yayımlamışlar.
1930,
1940 ve 1950'li yıllarda üç önemli alanda gelişmeye imza atıldı. Bunlar;
okyanusların derinliklerinin araştırılmasıydı. Bunlar, 40 metre (130 ft)
derinlik limitlerinde hareketi ve fotoğrafçılığı kolaylaştıracak
donanımların icadı ve stroboskopik ışık sistemlerinin buluşu oldu.
Jacques-Yves Cousteau (1910-97) ile Harold Edgerton uzun yıllar ortaklık
yaparak su altında kullanılan ışık donanımları ile Akdeniz ve Andes’te
bulunan Titicaca gölünde yaptıkları denemelerde sonar arama cihazını
geliştirdiler. Cousteau aynı zamanda, Belçikalı Jean de Wouters ile
birlikte çalışarak 35 mm su altı kamerasını geliştirdi. Tasarlanan bu
dizayn Nippon Kogaku tarafından 1963 yılında Nikonos adı altında suya
indirildi.
Su altında Kullanılan Fotoğrafçılık
Donanımları
Günümüzde,
su altı fotoğrafçılığı ile uğraşanların ilk tercihi sualtında
kullanımına uygun bir kamera donanımı olacaktır. Bu alanda az ödemelerle
alacağınız bir donanım ile ancak 3-5 metre (10-15 feet) derinliklerde
fotoğraf çekebilmeniz mümkün olacaktır. 1000 $ veya daha fazla yatırım
yapmak suretiyle kompakt ya da daha ileri seviye SLR (Single Lense
Reflex) makinelere sahip olabilirsiniz. Bu seçenekler arasında, amfibik
ve yarı kompakt sistemler Nikon (Nikonos) ve Sea&Sea (Motormarine)
tercih edilen lens özelliklerine göre esneklik göstermektedir. Bu tip
kameralar Refleks makine görünümüne sahip değildir. Bu sebeple kamera ve
konu arasında belirli bir mesafe değeri olmak zorundadır. Bununla
beraber, konu uzaklığı ölçümü için close-up veya makro çalışılmalıdır.
Kullanılan aksesuar lensler, uzatma tüp lens (extension tubes) ve geniş
açı lensler alan derinliği açısından büyük önem taşır. SLR sistemler
ağır ve hacimsel olarak büyüktür fakat kullanım olarak çok daha esnek ve
aynı zamanda geniş lens seçimine de olanak sağlamaktadır. Bu sebeple 21.
yüzyılda özellikle dijital sualtı fotoğrafçılığı alanında büyük
gelişmeler görülmektedir. Teknolojide her zaman daha iyiyi ve daha
mükemmeli yakalama çabası başta Nikon ve Canon gibi büyük markalar olmak
üzere fotoğrafçılığa hizmet eden tüm üreticilerin temel hedefini
oluşturmaktadır.
Gerek
su üstü gerekse su altında çekilen fotoğrafın kalitesini,
fotoğrafçılıkla ilgili teknik bilgiler ile kullandığımız donanımların
kabiliyeti ortaya koymaktadır. Bu iki unsur tek başına hiçbir anlam
ifade edemez.
Su altında Renklerin Soğurulması
Beyaz
ışık veya günışığı, sıcak (kırmızı ve turuncu) ve soğuk olarak
tanımlanan (mavi ve yeşil) ışık tayfı tarafından oluşan renk
değerlerinin dağılımını içermektedir
(Şekil-1).
Su
ışığın en iyi filtresidir. Işığın yoğun
emilimi, artan derinliğe bağlı olarak çok ufak renk kayıplarına sebep
olmaktadır. İnsan beyni bu ışık kayıpları ve soğurulmalarını
hesaplayabilecek güce ve yeteneğe sahiptir. Işığın soğurulması yalnızca
artan derinlikte değil, konudan uzaklığa da bağlı olarak değişim
göstermektedir. Bu sebeple su altında, konuyla aramızdaki uzaklığın az
miktardaki değişimi bile büyük değerlerde renk kayıplarına ve ışık
soğurulmalarına sebep olmaktadır. Sualtı fotoğrafçılığında bu durumun
üstesinden gelebilmek için konuya (görüntüleyeceğimiz obje) yeterli
derecede yakın olmak, doğal ışığı mümkün olduğu kadar kullanmak ve renk
kaybını en aza indirgeyebilmek için de flaş kullanmamız gerekmektedir.
Ayrıca sığ sularda kullanacağımız doğru renk filtreleri, pozlama
değerlerini etkileyerek daha başarılı flaş seçimi yapmamızı da
sağlayacaktır.
Su altında Yansıma ve Dağılma
Su
altında ışık, dağılım gösterir ve maddeler üzerinde parçalı bir durum
alır. Berrak tropik sularda bile konudan uzaklık arttıkça bir süre sonra
çok fazla sayıda ışıktan yansıyan parçacıklar (partiküller ya da
planktonlar) görülür. Bunun tek nedeni ise doğal ışığın yüzeyde
kırılması ve sualtında ise dağılmaya uğramasıdır. Örneklendirecek
olursak: “Berrak olmayan sisli bir günde, yüzeyde bir konu
fotoğrafladık.” Bu durum su altında sürekli var olan bir durumdur. Bu
sebeple, fotoğrafçı konuya mümkün olduğu kadar yakın olmalı, geniş açı
veya minimize dağılım efektli close-up lens kullanmalıdır.
Su altında Işığın Kırılması
Işık
ışını su altında kırılarak, dalıcının maskesinden gözüne veya fotoğraf
makinesinin objektifine ulaşır. Bir anlamda insan gözünü de 35 mm lens
olarak düşünebiliriz. Işığın sualtında kırılması cisimlerin % 25 daha
büyük ve % 33 yakın görünmesine olanak sağlar (Şekil-2).
Su
altında, *focal
uzaklık mesafeli lenslerin kullanımı büyük avantaj sağlar. Özellikle
close-up veya makro lensler, objenin büyüklüğünü arttırmak ve net alan
derinliğini ön plana çıkartmakta etkili rol oynamaktadır. Bununla
beraber, geniş açılı lensler ile doğru
**dome
port kullanmalıdır. Doğru açıyı yakalamak ve fotoğraflamak için bu durum
önem arz etmektedir (Şekil-3, Şekil-4).

Şekil-2
Işığın kırılması ve flaşların konumu.
|

Şekil-3 Su altında flat (düz) port
kullanımı. Bu durumda obje olduğundan %25 daha büyük ve
yakındır. Bununla beraber lensin görüş açısı da hemen hemen aynı
oranda artmaktadır. |
|

Şekil-4 Su altında dome (kubbe)
port kullanımı ve “ Dome port” lensin bakış açısı. |

Şekil-5 Su altında fotoğraf
makinesi ile konu arasında oluşan partikül durumu. |
Backscatter
Bu
terim, su altındaki ışık kaynağının yansıması ile partiküllerin fotoğraf
makinesi ile konu arasında görülmesi ve fotoğrafta oluşması anlamına
gelmektedir (Şekil-5).
Backscatter, su altı fotoğrafçılığında istenilen bir durum değildir. Bu
sebeple fotoğraf çekimlerinde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta,
kullandığımız flaş ya da ışık kaynağını fotoğraf makinesine yaklaşık 45
° lik bir pozisyonda konumlandırmak olmalıdır.

Açıklamaya çalıştığım bu bilgiler doğrultusunda, dalış sporunun başlı
başına fizik kuralları ile yapılan bir spor olmanın yanında,
fotoğrafçılığın da bir takım kurallarının olduğu bir uğraşı olduğunu
söyleyebilirim. Fotoğrafçılık tekniklerini sualtında uygulamaya
başladığımız takdirde başarılı sonuçlar elde edebiliriz. Bu da
yapacağımız dalışlar ve görüntüleyeceğimiz karelerle doğru orantılı
olacaktır.
Yaşamınızın ve karelerinizin renkli olması dileklerimle…
Makalede
yer alan terimler ve açıklamaları:
*
Focal uzaklık: Çekilecek obje ya da cisim ile fotoğraf makinesinin
objektifi arasında kalan mesafe
**
Dome port:
Yaklaşık 180 lik
görüş açısı sağlayan kubbe şeklinde cam muhafaza.
Yararlanılan Kaynaklar:
Howes, C.,
Images Below (1996).
Webster,
M., Art and Technique of Underwater Photography (1998).
Yazı
ve Fotoğraflar : CMAS 2 Yıldız
Dalış Eğitmeni - Sualtı Fotoğrafçısı Caner CANDEMİR
Yazılar
5846 Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun olarak koruma altına
alınmaktadır.
Bunun
içindir ki; yazılı,
basılı,
görsel ve sanal
ortamda yazarın izni olmadan ya da altında yazarın ismi belirtilmeden
asla kullanılamaz. |