|
Merhaba,
Dalışa
8 yıl önce sualtı fotoğrafçısı arkadaşlarım Birkan BABAKOL ve
Alptekin BALOĞLU’nun teşvikiyle Caddebostan Balıkadamlar Spor Kulübünde
Cmas 1* Balıkadam olarak başladım. Ardından Padi Open Water Diver ve
Padi Underwater Photographer sertifikalarını aldım. 2 yıldır da sualtı
fotoğrafçılığı ile uğraşıyorum. Size sualtı fotoğrafçılığına
başladığım dönemlerde çektiğim bazı fotoğrafları gönderiyorum.
Bu fotoğraflar acemilik dönemimde basit bir makine ile çekildiğinden
tatminkar olmayabilir.
Seyahat
yazımı 2000 yılında Kızıldeniz’de Sahrm El Sheikh’e yaptığım
bir seyahatte kaleme aldım. İstanbul’da yaklaşık 40 kişiden oluşan
Mavi Grup ismini verdiğimiz bir grubumuz var. Grubun büyük çoğunluğu
sualtı fotoğrafçısı ve yaş ortalaması 40 civarında. Grubun en genç
üyesi benim. Seyahatlerimizi mümkün olduğu kadar bu gruptan arkadaşlarla
yapıyoruz. Yazları Bodrum, Kaş, Saroz Körfezi’nde dalış yapıyoruz.
Kış aylarında ise fırsat buldukça Mısır’ın Kızıldeniz
sahillerinde dalıyoruz.
Kızıldeniz,
senenin 12 ayı dalışa müsait berrak suları, renkli sualtı yaşamı
ve batıklarıyla dünya dalgıçlarının en popüler dalış noktaları
arasındadır. Özellikle ülkemize yakınlığı ile yurt dışında dalış
yapmak isteyen Türk dalgıçların en çok tercih ettikleri dalış bölgesidir.
Kızıldeniz’in
en popüler dalış noktaları; Hurghada, Safaga ve Sharm El-Sheikh’te
bulunur. Sharm El-Sheikh batık dalışı imkanları ve diğer bölgelere
oranla daha renkli fauna ve flora’sıyla Kızıldeniz’in yıldızıdır.
Bölgede sayıları hızla artan 5 yıldızlı oteller, restoranlar ve
gece klüpleri, turistlere kaliteli hizmet sunarak bölgeye daha fazla
turist çekmeye çalışmaktadırlar.
Kızıldeniz’e
yapacağımız 2 nci seyahat için havanın katlanılabilir sıcaklıkta
olduğu Mayıs ayını ve dalış bölgesi olarak ta Sharm El-Sheikh’i
seçtik. Geçtiğimiz sene, Hurghada’da kiralık ekipmanlarla yaptığımız
dalışlarda yaşadığımız problemlerden dolayı, bu seyahate çıkarken
dalış ekipmanlarımızı da beraberimizde götürmeye karar verdik.
Nisan ayı sonlarına doğru vize, otel ve dalış kulübü rezervasyonlarımızı
tamamlayıp heyecanla yola çıkacağımız 19 Mayıs gününü beklemeye
başladık.
19
Mayıs Cuma gecesi saat 23.00’te Kahire Havalimanı’na indikten sonra
bizi Sharm El-Sheikh’e götürecek olan uçağımızı beklemeye başladık.
Sabah 5’te kalkacak olan uçağımızı beklerken yanımıza yaklaşan
bir görevli Sharm’a kalkmak üzere olan bir uçak olduğunu, istersek
bu uçakla gidebileceğimizi söyledi. Hemen toparlanıp bu uçağa yetiştik.
45 dakikalık tehlikeli bir uçuşun ardından Sharm El-Sheikh Havalimanı’na
indik. Burada, kırık tüfekleri koli bandı ile tutturulmuş askerler
tarafından pasaport kontrollerimiz yapıldıktan sonra 15 dakikalık
mesafedeki otelimiz Hyatt Resort’a yerleştik.
20
Mayıs’ı dinlenerek ve şnorkel yaparak geçirdik. Geçtiğimiz Kasım
ayında Hurghada’da yaptığımız 10 dalışta gördüğümüz bütün
canlıları, otelin önündeki derinliği 8-10 metreyi aşmayan mercan
atolünde görmek mümkündü. Akşam
yemeği sonrası odamıza dönerek dalış ekipmanları ve kameralarımızı
yarınki dalış için hazırladık.
1
nci Gün
21
Mayıs sabahı dalış kulübümüz Camel Dive’a gelerek 5 gün boyunca
dalışlarımızda bize eşlik edecek rehberimiz Mickey ile tanıştık.
Mickey 3 yıldır Sharm’da yaşayan 24 yaşında bir İsviçreli genç.
Malzemelerimizi tekneye taşıdıktan sonra ilk dalış bölgemiz olan
Temple’a doğru yol alırken Mickey dalış yapacağımız bölge hakkında
bizi bilgilendiriyordu. Temple adını, tapınak sütunları gibi yükselen
mercan kulelerinden almış. Brifing sonrası ekipmanlarımızı kuşanarak
diğer dalgıçların suya atlamasını bekledik. Teknede bizim dışımızda
8 dalgıç vardı ve onlar bizden önce ayrı bir rehber ile dalıyorlardı.
26 dakika süren ilk dalışımızın 15 nci dakikasında ikimiz de
filmlerimizi tüketmiştik. Bu dalışta bolca Lion Fish, Trigger Fish,
Parrot Fish, Clown Fish ve iri bir Napoleon Fish görme fırsatımız
oldu. Dalışı bitirip tekneye çıktığımızda 2 nci dalış için
malzemelerimizi hazırladık. Ardından aşçımız Muhammed’in hazırladığı
nefis yemekleri midemize indirip dinlenmeye çekildik.
Saat
14 sularında 2 nci dalış bölgemiz olan Ras Um Sid’e vardık. 19 metreye
35 dakika süren bu dalışımızda , önceki dalışta gördüğümüz
balıklara bir Pupper Fish sürüsü ve Emperor Angel Fish eklendi. Ras Um
Sid yumuşak mercan yapısıyla dikkatleri çekiyordu. Özellikle kırmızı
tonlarında olan mercanlar göz kamaştırıcıydı. Bu dalışımızda
geniş açı ve macro lens ile mercan çekimleri yaptık. Dalış sonrası
otele dönerek günün kritiğini yaptık ve Discovery Channel’da
shark’larla ilgili belgeseli izlemeye başladık. Bu balıklar beni çok
heyecanlandırıyordu ve onları ne zaman göreceğimi çok merak
ediyordum. Buddy’m Ahmet PEŞKİRCİOĞLU Endonezya ve Bali’de yaptığı
dalışlarda birkaç kez Nurse Shark’a rastlamıştı ama ben sadece
belgesellerden tanıyordum onları.
2
nci Gün
22
Mayıs sabahı tekneye geldiğimizde Mickey’nin bize bir sürprizi vardı.
Bugün dalış yapacağımız yerin Straits of Tiran bölgesindeki Jackson
Reef olduğunu ve burada Shark görebileceğimizi söyledi. Zorlu bir gün
olacaktı. Dalış yapacağımız Tiran bölgesi Aquaba Körfezinin Kızıldeniz’le
birleştiği dar bir noktadaydı ve burada çok kuvvetli akıntılar vardı.
Bu akıntılar yüzünden tekne hareket halindeyken suya atlayıp yine
hareket halindeyken tekneye çıkacaktık.
Naama
Bay’den ayrıldıktan 1 saat sonra Jackson Reef’e gelmiştik. Dalışa
geçtikten 10 dakika sonra buddy’m 10 metre açığımızdan geçen
Shark’ı işaret etti. Adeta büyülenmiştim. Gördüğümüz 2 metre
uzunluğunda bir Whitetip Reef Shark’tı ve sanki biz orada değilmişiz
gibi umursamadan süzüldü yanımızdan.
O
an, bu balıklara neden “Lord of the Sea” dediklerini anladım. Dalışımıza
devam ederken gördüğüm Shark aklımdan çıkmıyordu. Reef üzerinde
yatmış bir Lion Fish ilgimi çekti. Sanki bize poz veriyordu. Birkaç
poz çektikten sonra macro çekim yapmak için buddy’min Sea&Sea
kamerasını aldım ve macro objektifi taktım. Tam deklanşöre basacaktım
ki buddy’min elini omzumda hissettim. Arkama döndüğümde az önce 10
metre kadar yakınımızdan geçen Shark’ın 4-5 metre altımızdan geçtiğini
gördüm. Ben macro objektifi çıkartana kadar o uzaklaşmıştı. Peşinden
gitme çabalarıma Buddy’m paletimden tutarak engel oldu. Yüzeye çıktıktan
sonra heyecanla gördüklerimizi diğer dalgıçlarla paylaştık. Diğer
dalgıçlar üzülerek Shark’ı göremediklerini söylediler. Günün şanslı
dalgıçları sadece bizmişiz!!!. Tekne limana dönerken yaptığımız
son dalışı 21.7 metreye 30 dakika olarak LOGEBOOK’larımıza işledik.
Dönüş
yolunda tanıştığımız David Hunt adınki İngiliz dalgıç ta benim
kullandığım Minolta makinenin aynısından olduğunu gördük ve makine
hakkında sohbete başladık. David makinenin kullanımı hakkında fazla
bilgiye sahip değildi. David’e makine hakkındaki bazı ipuçları
verdik. David öğrendiği bilgilerle, yapacağı dalışlarda makinesini
daha verimli kullanabilecekti.
Tatil
dönüşü resimlerini tab ettirdikten sonra içlerinden seçtiği 1,5
metrelik Napoleon Fish’in resmini bana postaladı. David’e resim için
teşekkür ettim ve bu resmi internetteki albümümüze ekledim.
3
ncü Gün
23
Mayıs günü bölgenin en popüler dalış noktalarını içinde barındıran
Ras Muhammed Milli parkına giderken, rehberimiz bu bölgede sualtı canlılarına
zarar vermemek için azami dikkat göstermemiz konusunda bizi uyardı.
Milli parkta sualtı ekipleri sürekli devriye gezerek dalıcıları
kontrol ediyorlardı. İlk dalışımız Shark Reef’teydi. Güçlü akıntıları
olan bu Reef’te yine komandolar gibi suya atladık. Yaklaşık 250-300
Batfish’ten oluşan sürünün fotoğraflarını kendimizi akıntıya bırakarak
çektik. Bu dalışta Shark’ların en sevdiği balık olan
Jackfish’leri görmemize rağmen Shark göremedik. Dalışın sonlarına
doğru 2 nci dalışımızı yapacağımız Yolanda Batığı’na göz
attık.
2
nci dalışımızı 1981’de inşaat malzemesi yüküyle Yolanda Reef’e
çarparak sulara gömülen bir gemi batığına yaptık. Bu batıkta diğerleri
gibi çeşitli balık türlerine ev sahipliği yapıyordu. 10 ila 14 metre
arasında dağılmış olan klozet ve küvetler arasında ilginç pozlar
yakaladık. Bu dalışımızda yaklaşık 2 metrelik bir Müren’in 1
metre kadar yanına sokularak fotoğrafını çektik.
4
ncü Gün
Yine
Ras Muhammed bölgesindeyiz. 34 dakika süren ilk dalışımızda maximum
22 metreye indik. Bu dalışta bir Gray Reef Shark ve kalabalık bir
Barracuda sürüsüne rastladık. Bu sürünün fotoğraflarını çekerken
buddy’min makinesinin flaşının çalışmadığının farkına vardık.
Dalışın
son dakikaları oldukça heyecanlı geçti. Nedenine gelince, 22 metrede
kiraladığımız tek malzeme olan ağırlık kemerimin tokası gevşedi
be belimden kaydı. Düşürdüğüm 8 kilonun verdiği hafiflikle su yüzüne
doğru tırmanışa geçmiştim ki gözlerini benden ayırmayan buddy’m
imdadıma yetişti. Buddy’min ve Mickey’nin yardımıyla kemerimi
reeften alıp tekrar belime taktım. Eğer Buddy’m yardımıma yetişmeseydi,
yarım saatlik bir dalışın ardından süratle yüzeye çıkacağım için
vurgun yeme riskim yüksekti. Çıkışta Buddy’me ve Mickey’ye tekrar
tekrar teşekkür ettim.
Caddebostan
Balıkadamlar Spor Kulübünde dalış kursuna başladığımda günlerde,
hocalarımın öğrettiği altın kurallardan ikisi geldi aklıma “ASLA
TEK BAŞINA DALMA” ve “ASLA BUDDY’NDEN UZAKLAŞMA”.
Sonraki
dalış öncesinde Sea&Sea kameramızı kontrol ettik fakat flash yine
çalışmıyordu. Biz yinede birkaç poz çıkartabiliriz düşüncesiyle
bu kamerayı da yanımıza aldık.
2
nci dalışımızı çok sevdiğim Clown Fish’lere ayırdım. Buddy’m
16mm. geniş açı ile mercanları çekerken ben yaklaşık 20 pozumu bu
şirin balığa ayırdım. Bu balıklar anemonlar arasında yaşayabilen
tek canlı olmasıyla tanınıyorlar. Vücutlarından salgıladıkları sıvı
sayesinde anemonların zehirlerinden korunuyorlar.
Akşam
makinemizi kontrol için Photo Shop’a gidiyoruz. Tahmin ettiğimiz gibi
flaş tetikleme sistemindeki temassızlık buddy’mi birbirinden güzel
72 pozdan etmişti. Makinemizdeki sorun çözüldükten sonra Naama
Bay’de biraz alış veriş yapıp otele döndük.
5
nci Gün
Son
günümüz. Bugün gittiğimiz bölgede 1 ekstra dalış yapma şansımız
olacak. Mickey dün gece hastalandığından Fransız rehber Marou ile
dalacağız. Marou çok sıcak bir insan. 1983’te ülkemize gelerek
Marmaris, Ankara, İzmir ve Zonguldak’ta bulunmuş. Hatırladığı
kadarı ile bizimle Türkçe konuşmaya çalıştı. Aradan 17 sene geçmesine
rağmen oldukça başarılıydı.
İlk
dalışımız Ras Muhammed bölgesinde Sina’nın tam uç noktasındaki
Shark Observatory’de yaptık. Marou brifinginden bu dalışımızın çok
önemli olduğunu, suya Aquaba körfezinden girip Suez Körfezinden çıkacağımızı
söyledi. Gerçektende bir denizden dalıp diğerinden çıktık. Daldığımız
bölgede deniz derinliği 300-350 metre iken çıktığımız bölgede
800-900 metre idi. Denizlerin rengi ve tuz oranları da birbirinden farklıydı.
Bu dalışta da yumuşak mercanlar ve lahana şeklindeki dev yeşil
mercanlar ilgi çekiciydi. Mercanların çevresinde oynaşan turuncu
renkli asker balıkları güzel pozlar verdiler bize.
Yorucu
dalışın ardından yapacağımız extra dalışa buddy’m katılmayınca
İsveçli Jurgen ile beraber daldık. 34 dakika süren bu dalışta büyük
bir Müren, 15-20 Trigger Fish, Clown Fish ve Jack Fish gördük. Bu dalışta
farkında olmadan düşürdüğüm bıçağımı beraber daldığım
Jurgen’in 16 yaşındaki oğlu 42 metreye inerek çıkartmıştı.
3
ncü dalışımı yine Buddy’m ile gerçekleştirdik. Ras Ghoslani’de
yaptığımız bu dalışla 5 günlük dalış programımızı noktaladık.
Otele döndüğümüzde tüm dalış ekipmanlarımızın temizlik ve bakımını
yaparak yolculuğa hazırlandık. Güvenliğimiz için sonraki günümüzü
dalış yapmadan dinlenerek geçirdik ve 27 Mayıs sabahı, hoş anılarla
İstanbul’a doğru yola çıktık.
Yurtdışında
dalış yapmak isteyenlere Kızıl Deniz’i özellikle Sharm El-Shekh’i
öneririm. Ekim-Kasım ve Nisan-Mayıs aylarında hava ve su sıcaklığı
ideal derecelerde olduğundan bu aylar tercih edilebilir. Sharm El-Sheikh’e
direkt uçuş olmadığından Kahire aktarmalı gidilebiliyor. THY’nın
Kahire’ye uçuşu var. Kahire’den sonra Egypt Air ile Sharm’a devam
edebilirsiniz. Emniyetli nice dalışlar dileğiyle.
Mustafa
ÇOLAKOĞLU
|