Anadolu Panteri Sualtı Dünyası

| Tavsiye Et | Ana sayfa Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | İletişim |


Ana Sayfa


Pardus?


Fotoğraflar


Haberler


Linkler


Medya


Paylaşım

Basınç Odası Teorisi

Amatör Dalıcı Muayenesi

Bilgini Test Et

Ankara Sualtı Videolar

Pardus Videolar

  Fotoğraf Galerimiz 

Faaliyetlerimiz

  Sualtı Dünyası

  Nasıl Balıkadam Olurum?

  Sualtı Karikatürleri

  Sualtında İletişim

  Donanımlı Dalış Yönetmeliği
  Kaptan Cousteau
  Altın Kurallar
  Güvenli Dalış Kuralları
  Dalışın Tarihçesi
  Sık Sorulan Sorular
  Sizin Dalış Anılarınız

  Denizden Gelen Lezzet

  Nasıl Hazırlanır?

  Balık Takvimi
  Hangi Baharat, Hangi Balıkla
  Balık Nasıl Alınır ve Saklanır?
  Balık Nasıl Temizlenir?
  Hangi Mevsimde, Hangi Balık?

  Eskişehir Bilgi

  Eskişehir Telefon Rehberi
  Eskişehir Hava Durumu
  Eskişehir Nöbetçi Eczane
  Eskişehir Tiyatro Etkinlikleri

İletişim

 
"Ben sporcunun; zeki, çevik
ve aynı zamanda ahlaklısını severim"

   
 

Sizin Dalış Anılarınız

Merhaba,

Dalışa 8 yıl önce sualtı fotoğrafçısı arkadaşlarım Birkan BABAKOL ve Alptekin BALOĞLU’nun teşvikiyle Caddebostan Balıkadamlar Spor Kulübünde Cmas 1* Balıkadam olarak başladım. Ardından Padi Open Water Diver ve Padi Underwater Photographer sertifikalarını aldım. 2 yıldır da sualtı fotoğrafçılığı ile uğraşıyorum. Size sualtı fotoğrafçılığına başladığım dönemlerde çektiğim bazı fotoğrafları gönderiyorum. Bu fotoğraflar acemilik dönemimde basit bir makine ile çekildiğinden tatminkar olmayabilir.

 Seyahat yazımı 2000 yılında Kızıldeniz’de Sahrm El Sheikh’e yaptığım bir seyahatte kaleme aldım. İstanbul’da yaklaşık 40 kişiden oluşan Mavi Grup ismini verdiğimiz bir grubumuz var. Grubun büyük çoğunluğu sualtı fotoğrafçısı ve yaş ortalaması 40 civarında. Grubun en genç üyesi benim. Seyahatlerimizi mümkün olduğu kadar bu gruptan arkadaşlarla yapıyoruz. Yazları Bodrum, Kaş, Saroz Körfezi’nde dalış yapıyoruz. Kış aylarında ise fırsat buldukça Mısır’ın Kızıldeniz sahillerinde dalıyoruz.

 Kızıldeniz, senenin 12 ayı dalışa müsait berrak suları, renkli sualtı yaşamı ve batıklarıyla dünya dalgıçlarının en popüler dalış noktaları arasındadır. Özellikle ülkemize yakınlığı ile yurt dışında dalış yapmak isteyen Türk dalgıçların en çok tercih ettikleri dalış bölgesidir.

 Kızıldeniz’in en popüler dalış noktaları; Hurghada, Safaga ve Sharm El-Sheikh’te bulunur. Sharm El-Sheikh batık dalışı imkanları ve diğer bölgelere oranla daha renkli fauna ve flora’sıyla Kızıldeniz’in yıldızıdır. Bölgede sayıları hızla artan 5 yıldızlı oteller, restoranlar ve gece klüpleri, turistlere kaliteli hizmet sunarak bölgeye daha fazla turist çekmeye çalışmaktadırlar.

 Kızıldeniz’e yapacağımız 2 nci seyahat için havanın katlanılabilir sıcaklıkta olduğu Mayıs ayını ve dalış bölgesi olarak ta Sharm El-Sheikh’i seçtik. Geçtiğimiz sene, Hurghada’da kiralık ekipmanlarla yaptığımız dalışlarda yaşadığımız problemlerden dolayı, bu seyahate çıkarken dalış ekipmanlarımızı da beraberimizde götürmeye karar verdik. Nisan ayı sonlarına doğru vize, otel ve dalış kulübü rezervasyonlarımızı tamamlayıp heyecanla yola çıkacağımız 19 Mayıs gününü beklemeye başladık.

 19 Mayıs Cuma gecesi saat 23.00’te Kahire Havalimanı’na indikten sonra bizi Sharm El-Sheikh’e götürecek olan uçağımızı beklemeye başladık. Sabah 5’te kalkacak olan uçağımızı beklerken yanımıza yaklaşan bir görevli Sharm’a kalkmak üzere olan bir uçak olduğunu, istersek bu uçakla gidebileceğimizi söyledi. Hemen toparlanıp bu uçağa yetiştik. 45 dakikalık tehlikeli bir uçuşun ardından Sharm El-Sheikh Havalimanı’na indik. Burada, kırık tüfekleri koli bandı ile tutturulmuş askerler tarafından pasaport kontrollerimiz yapıldıktan sonra 15 dakikalık mesafedeki otelimiz Hyatt Resort’a yerleştik.

 20 Mayıs’ı dinlenerek ve şnorkel yaparak geçirdik. Geçtiğimiz Kasım ayında Hurghada’da yaptığımız 10 dalışta gördüğümüz bütün canlıları, otelin önündeki derinliği 8-10 metreyi aşmayan mercan atolünde görmek mümkündü. Akşam yemeği sonrası odamıza dönerek dalış ekipmanları ve kameralarımızı yarınki dalış için hazırladık.

 1 nci Gün

 21 Mayıs sabahı dalış kulübümüz Camel Dive’a gelerek 5 gün boyunca dalışlarımızda bize eşlik edecek rehberimiz Mickey ile tanıştık. Mickey 3 yıldır Sharm’da yaşayan 24 yaşında bir İsviçreli genç. Malzemelerimizi tekneye taşıdıktan sonra ilk dalış bölgemiz olan Temple’a doğru yol alırken Mickey dalış yapacağımız bölge hakkında bizi bilgilendiriyordu. Temple adını, tapınak sütunları gibi yükselen mercan kulelerinden almış. Brifing sonrası ekipmanlarımızı kuşanarak diğer dalgıçların suya atlamasını bekledik. Teknede bizim dışımızda 8 dalgıç vardı ve onlar bizden önce ayrı bir rehber ile dalıyorlardı. 26 dakika süren ilk dalışımızın 15 nci dakikasında ikimiz de filmlerimizi tüketmiştik. Bu dalışta bolca Lion Fish, Trigger Fish, Parrot Fish, Clown Fish ve iri bir Napoleon Fish görme fırsatımız oldu. Dalışı bitirip tekneye çıktığımızda 2 nci dalış için malzemelerimizi hazırladık. Ardından aşçımız Muhammed’in hazırladığı nefis yemekleri midemize indirip dinlenmeye çekildik.

 Saat 14 sularında 2 nci dalış bölgemiz olan Ras Um Sid’e vardık. 19 metreye 35 dakika süren bu dalışımızda , önceki dalışta gördüğümüz balıklara bir Pupper Fish sürüsü ve Emperor Angel Fish eklendi. Ras Um Sid yumuşak mercan yapısıyla dikkatleri çekiyordu. Özellikle kırmızı tonlarında olan mercanlar göz kamaştırıcıydı. Bu dalışımızda geniş açı ve macro lens ile mercan çekimleri yaptık. Dalış sonrası otele dönerek günün kritiğini yaptık ve Discovery Channel’da shark’larla ilgili belgeseli izlemeye başladık. Bu balıklar beni çok heyecanlandırıyordu ve onları ne zaman göreceğimi çok merak ediyordum. Buddy’m Ahmet PEŞKİRCİOĞLU Endonezya ve Bali’de yaptığı dalışlarda birkaç kez Nurse Shark’a rastlamıştı ama ben sadece belgesellerden tanıyordum onları. 

2 nci Gün

 22 Mayıs sabahı tekneye geldiğimizde Mickey’nin bize bir sürprizi vardı. Bugün dalış yapacağımız yerin Straits of Tiran bölgesindeki Jackson Reef olduğunu ve burada Shark görebileceğimizi söyledi. Zorlu bir gün olacaktı. Dalış yapacağımız Tiran bölgesi Aquaba Körfezinin Kızıldeniz’le birleştiği dar bir noktadaydı ve burada çok kuvvetli akıntılar vardı. Bu akıntılar yüzünden tekne hareket halindeyken suya atlayıp yine hareket halindeyken tekneye çıkacaktık.

Naama Bay’den ayrıldıktan 1 saat sonra Jackson Reef’e gelmiştik. Dalışa geçtikten 10 dakika sonra buddy’m 10 metre açığımızdan geçen Shark’ı işaret etti. Adeta büyülenmiştim. Gördüğümüz 2 metre uzunluğunda bir Whitetip Reef Shark’tı ve sanki biz orada değilmişiz gibi umursamadan süzüldü yanımızdan.

O an, bu balıklara neden “Lord of the Sea” dediklerini anladım. Dalışımıza devam ederken gördüğüm Shark aklımdan çıkmıyordu. Reef üzerinde yatmış bir Lion Fish ilgimi çekti. Sanki bize poz veriyordu. Birkaç poz çektikten sonra macro çekim yapmak için buddy’min Sea&Sea kamerasını aldım ve macro objektifi taktım. Tam deklanşöre basacaktım ki buddy’min elini omzumda hissettim. Arkama döndüğümde az önce 10 metre kadar yakınımızdan geçen Shark’ın 4-5 metre altımızdan geçtiğini gördüm. Ben macro objektifi çıkartana kadar o uzaklaşmıştı. Peşinden gitme çabalarıma Buddy’m paletimden tutarak engel oldu. Yüzeye çıktıktan sonra heyecanla gördüklerimizi diğer dalgıçlarla paylaştık. Diğer dalgıçlar üzülerek Shark’ı göremediklerini söylediler. Günün şanslı dalgıçları sadece bizmişiz!!!. Tekne limana dönerken yaptığımız son dalışı 21.7 metreye 30 dakika olarak LOGEBOOK’larımıza işledik.

Dönüş yolunda tanıştığımız David Hunt adınki İngiliz dalgıç ta benim kullandığım Minolta makinenin aynısından olduğunu gördük ve makine hakkında sohbete başladık. David makinenin kullanımı hakkında fazla bilgiye sahip değildi. David’e makine hakkındaki bazı ipuçları verdik. David öğrendiği bilgilerle, yapacağı dalışlarda makinesini daha verimli kullanabilecekti.

Tatil dönüşü resimlerini tab ettirdikten sonra içlerinden seçtiği 1,5 metrelik Napoleon Fish’in resmini bana postaladı. David’e resim için teşekkür ettim ve bu resmi internetteki albümümüze ekledim.

3 ncü Gün

23 Mayıs günü bölgenin en popüler dalış noktalarını içinde barındıran Ras Muhammed Milli parkına giderken, rehberimiz bu bölgede sualtı canlılarına zarar vermemek için azami dikkat göstermemiz konusunda bizi uyardı. Milli parkta sualtı ekipleri sürekli devriye gezerek dalıcıları kontrol ediyorlardı. İlk dalışımız Shark Reef’teydi. Güçlü akıntıları olan bu Reef’te yine komandolar gibi suya atladık. Yaklaşık 250-300 Batfish’ten oluşan sürünün fotoğraflarını kendimizi akıntıya bırakarak çektik. Bu dalışta Shark’ların en sevdiği balık olan Jackfish’leri görmemize rağmen Shark göremedik. Dalışın sonlarına doğru 2 nci dalışımızı yapacağımız Yolanda Batığı’na göz attık.

2 nci dalışımızı 1981’de inşaat malzemesi yüküyle Yolanda Reef’e çarparak sulara gömülen bir gemi batığına yaptık. Bu batıkta diğerleri gibi çeşitli balık türlerine ev sahipliği yapıyordu. 10 ila 14 metre arasında dağılmış olan klozet ve küvetler arasında ilginç pozlar yakaladık. Bu dalışımızda yaklaşık 2 metrelik bir Müren’in 1 metre kadar yanına sokularak fotoğrafını çektik.

4 ncü Gün

Yine Ras Muhammed bölgesindeyiz. 34 dakika süren ilk dalışımızda maximum 22 metreye indik. Bu dalışta bir Gray Reef Shark ve kalabalık bir Barracuda sürüsüne rastladık. Bu sürünün fotoğraflarını çekerken buddy’min makinesinin flaşının çalışmadığının farkına vardık.

Dalışın son dakikaları oldukça heyecanlı geçti. Nedenine gelince, 22 metrede kiraladığımız tek malzeme olan ağırlık kemerimin tokası gevşedi be belimden kaydı. Düşürdüğüm 8 kilonun verdiği hafiflikle su yüzüne doğru tırmanışa geçmiştim ki gözlerini benden ayırmayan buddy’m imdadıma yetişti. Buddy’min ve Mickey’nin yardımıyla kemerimi reeften alıp tekrar belime taktım. Eğer Buddy’m yardımıma yetişmeseydi, yarım saatlik bir dalışın ardından süratle yüzeye çıkacağım için vurgun yeme riskim yüksekti. Çıkışta Buddy’me ve Mickey’ye tekrar tekrar teşekkür ettim.

Caddebostan Balıkadamlar Spor Kulübünde dalış kursuna başladığımda günlerde, hocalarımın öğrettiği altın kurallardan ikisi geldi aklıma “ASLA TEK BAŞINA DALMA” ve “ASLA BUDDY’NDEN UZAKLAŞMA”.

Sonraki dalış öncesinde Sea&Sea kameramızı kontrol ettik fakat flash yine çalışmıyordu. Biz yinede birkaç poz çıkartabiliriz düşüncesiyle bu kamerayı da yanımıza aldık.

2 nci dalışımızı çok sevdiğim Clown Fish’lere ayırdım. Buddy’m 16mm. geniş açı ile mercanları çekerken ben yaklaşık 20 pozumu bu şirin balığa ayırdım. Bu balıklar anemonlar arasında yaşayabilen tek canlı olmasıyla tanınıyorlar. Vücutlarından salgıladıkları sıvı sayesinde anemonların zehirlerinden korunuyorlar.

Akşam makinemizi kontrol için Photo Shop’a gidiyoruz. Tahmin ettiğimiz gibi flaş tetikleme sistemindeki temassızlık buddy’mi birbirinden güzel 72 pozdan etmişti. Makinemizdeki sorun çözüldükten sonra Naama Bay’de biraz alış veriş yapıp otele döndük.

5 nci Gün

Son günümüz. Bugün gittiğimiz bölgede 1 ekstra dalış yapma şansımız olacak. Mickey dün gece hastalandığından Fransız rehber Marou ile dalacağız. Marou çok sıcak bir insan. 1983’te ülkemize gelerek Marmaris, Ankara, İzmir ve Zonguldak’ta bulunmuş. Hatırladığı kadarı ile bizimle Türkçe konuşmaya çalıştı. Aradan 17 sene geçmesine rağmen oldukça başarılıydı.

İlk dalışımız Ras Muhammed bölgesinde Sina’nın tam uç noktasındaki Shark Observatory’de yaptık. Marou brifinginden bu dalışımızın çok önemli olduğunu, suya Aquaba körfezinden girip Suez Körfezinden çıkacağımızı söyledi. Gerçektende bir denizden dalıp diğerinden çıktık. Daldığımız bölgede deniz derinliği 300-350 metre iken çıktığımız bölgede 800-900 metre idi. Denizlerin rengi ve tuz oranları da birbirinden farklıydı. Bu dalışta da yumuşak mercanlar ve lahana şeklindeki dev yeşil mercanlar ilgi çekiciydi. Mercanların çevresinde oynaşan turuncu renkli asker balıkları güzel pozlar verdiler bize.

Yorucu dalışın ardından yapacağımız extra dalışa buddy’m katılmayınca İsveçli Jurgen ile beraber daldık. 34 dakika süren bu dalışta büyük bir Müren, 15-20 Trigger Fish, Clown Fish ve Jack Fish gördük. Bu dalışta farkında olmadan düşürdüğüm bıçağımı beraber daldığım Jurgen’in 16 yaşındaki oğlu 42 metreye inerek çıkartmıştı.

3 ncü dalışımı yine Buddy’m ile gerçekleştirdik. Ras Ghoslani’de yaptığımız bu dalışla 5 günlük dalış programımızı noktaladık. Otele döndüğümüzde tüm dalış ekipmanlarımızın temizlik ve bakımını yaparak yolculuğa hazırlandık. Güvenliğimiz için sonraki günümüzü dalış yapmadan dinlenerek geçirdik ve 27 Mayıs sabahı, hoş anılarla İstanbul’a doğru yola çıktık.

Yurtdışında dalış yapmak isteyenlere Kızıl Deniz’i özellikle Sharm El-Shekh’i öneririm. Ekim-Kasım ve Nisan-Mayıs aylarında hava ve su sıcaklığı ideal derecelerde olduğundan bu aylar tercih edilebilir. Sharm El-Sheikh’e direkt uçuş olmadığından Kahire aktarmalı gidilebiliyor. THY’nın Kahire’ye uçuşu var. Kahire’den sonra Egypt Air ile Sharm’a devam edebilirsiniz. Emniyetli nice dalışlar dileğiyle.

 Mustafa ÇOLAKOĞLU